ref:http://www.milliyet.com.tr/naim-dilmener-cezayir-restoran-da--pembenar-detay-kultursanat-1812510/

Cezayir Resturanttan resim,

Müzik eleştirmenliği kavramını belki de genç olduğum ve başkaları olmuşsa da bilmediğim için bağışlayın ama ben Naim Dilmener’den öğrendim. Kimi zaman fikirlerine katılmasam da, Ajda hayranlığını abartılı bulsam da, yorumlarının tadı her zaman damağımdadır. Hatta ilk romanının çıktığını duyduğumda, arkadaşlardan kesinlikle getirsinler diye istediğim kitapların başında onun kitabı vardır. Çünkü müzik yazılarının hep kısa olduğunu, kestirildiğini düşünürüm. Editör, gazete kararıdır, alan kısıtlıdır. Oysa romanda sınırı yazar belirler. Kesin tadı harika olacaktır.

Sanırım kimden bahsettiğimi anladınız, Naim Dilmener’den bahsediyorum. Geçenlerde adı neydi ha Sinan Akçıl denilen bir popçunun sesinin iyi olmadığını hatta olmadığını yazdı. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, katılırsınız katılmazsınız ama bu eleştirilere katlanmak zorundasınız. Batının tabiri ile, umuma açık birşey yapıyorsanız, övgüler kadar, yergileri de kabul edeceksininiz.

Herkesin sizin yaptıklarınızı övmesi, beğenmesi mümkün değil. Beğenmediklerini ifade etmeleri de en doğal hakları. Peki Sinan ne yaptı? İki çok saçma şey yaptı. Birinde, Naim Dilmener’in nota falan bilmemesinden dem vurup onu küçümsemeye çalıştı. Sanki Naim Dilmener biliyorum demiş gibi. Ya da atıyorum, buz pateni yorumcusu insan, puz pateninde harikalar yaratmak zorunda mi? Yorum yapan kisi ile paten kayan farklı işler yapıyorlar demek zorunda kalmak hazin. Daha fecisi, devam edip olayı devlet, bayrak meselesine kadar uzattı. İkincisinde de, fanlarına hedef göstermeye çalıştı. Sanırsın ki, ergenlere şarkı beğendiren bir popçu değil de, mafya veya tarikat lideri!

Sinan çok para kazanmasınden, çok dinlenmesinden dem vurmuş.  İki Myi karıştırmış: meşhur olmak ile mahir olmak.  Çok dinlenebilirsiniz, çok tanınabilirsiniz ama bu sizin kaliteli bir müzisyen olduğunu göstermez. Yahu Bülent Ortaçgil çok mu dinleniyordu? Mahsuni Şerif’in kasetleri çok mu satıyordu? Meşhur olmak başka birşey: içine pazarlama girer, trendler girer, reklam girer, muzik sektörünün para kazanmak için kalıplarına uymak girer, yani ses ve müzik yeteneği dışında onlarca farklı parametre girer.

Çiftlik Bank ile  Sinan Akçıl arasındaki bağlantı nasıl kurulur derseniz, bu ipucunu Sinan Akçıl veriyor. İkisi de, tüm eleştirileri devlet, millet, sakarya diyerek savuşturdular. Sinancım, hadi bayrak diye diye insanların dolandırılmasını, paralarının iç edilmesini, oy toplanmasını anladık, bayrak diye diye ses de mi güzelleşecek sanıyorsun?

Bu bayrak her derde çare midir? Bayrak urfanın isotu mudur ki, sese de derman olsun?

 

Post Navigation