Dünyada başarılan birçok şey ölüme meydan okunduğu için, daha yaşanılabilir bir dünya için başarıldı. Yöntemler farklı olabilir ama olayın temelinde bu var. Sanat esasında ardından kalıcı eserler bırakmak arzusudur. Kadınlar erkeklerden başka bin başka şeye ek olarak, istediklerinde ölüme karşı yaşamı dayatabildikleri, dünyaya bir bebeği  getirebilerek, bu kudrette oldukları için erkeklerden üstündürler.

Tıp sağlıklı kalalım, hastalıklara karşı mücadele edelim diye var.

Matematik, Fizik, Kimya, Elektronik etrafınızdaki birçok kolaylaştırıcıyı sağlamıştır.

Elimizde bu kadar somut örnek varken, esas mücadelenin yaşam üzerine olması gerekirken, heyhat dünyada ve coğrafyamızda olanlar tamamiyle farklı.

Düşünebiliyor musunuz, ne kadar da yaşamdan uzaklaşıp ölümü düşünmemizi istiyorlar, ölmeyi istememiz için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar.

Bu dünyadaki hedefler için, öteki dünyadaki mükafatlar için ölmemiz lazım.

Yaşamak yetmez, ille de uğruna öleceğiz.

Sevgisinin derecesini anlatmak için ’senin için ölürüm’ diyor mesela anne çocuğuna,  adam sevgilisine. Kadın da ’sensiz ölürüm’ diyor, onsuz yapamayacağını belirtmek için.

Kimi solcular hedefe giden yolda yoldaşları için canını siper eder. Kimi ölüm orucuna yatar (yatanları bir nebze anlarım, artık başka bir mücadele yolu kalmamıştır, tüm yollar kapanmıştır, tamam  da, ya alkış tutanları? Ve hele hele ölüm orucu, açlık orucu tutanlarla dalga geçenleri nasıl açıklayacağız?)

Ölmek güzeldir mesela birçok din adamına göre. ’Şehadet şerbeti içmek herkese nasip olmaz’ derler, nedense çoğu din adamına, bu lafı kullanan politacılara da nasib olmaz!.

Düşünsenize, sevdiğine yaşatabileceği güzel günler yerine, vaad ettiği şey cansız bedeni olan birinin sevgisi nasıl sağlıklıdır? Ya da ’ya benimsin ya toprağın’ ya da ’bizi ölüm dahi ayıramaz’ demek  ruhsal bir sorun değilse de ne? Sevdiği çocuğu için iş çıkışı her gün 3 saatini ayırmayan, çocuğun etkinliklerini çeşitli ’önemli’ bahanelerle kaçıran birinin çocuğuna olan sevgisini ölümle ifadesi absürd değil mi?

Mesela iki müslüman ülke savaştığında, yok olmaz demeyin, İran ile Irak savaştı mesela, ölenler kimin için öldüler? Hangi ülkenin askeri şehit oldu? Saddamın mesela Kürtlere gaz atan uçağındaki askerler,  ölüm emri veren insanlar öldürülmüşse, o kadar insanı katledenler şehit midir mesela? Sahi, kimin şehidi daha üstündür?

Haçlı savaşlarındaki paralı askerlere sizce vaad edilen ölüm müydü de herkes ölüme koştu? Vaad edenlerin derdi ölenlerin şehit olması mıydı?  Yoksa savaşa gelenlerin hepsinin tek derdi sadece bu dünyadaki nimetler miydi?

Bu dünyada vaad edecek başka birşey kalmadı mı da, bu dünyadan gidişimizi vaad ediyoruz dinimiz için, dine bağlılığımız için, ülkemiz için, sevdiğimiz için?

Devlet için can neden fedadır? Ben olmadıktan sonra, vatandaşlarının canını güvenliğini sağlamadıktan sonra o devlet ne işe yarar?

Dünya tarihine bakın, şimdi adını sanını dahi bilmediğimiz devletler için ölenlerle dolu değil mi mezarlıklar?
Neden hep varlığımızı kendimizden daha güçlü ve yüce bir hedef diye bize dayatılan hedeflere armağan etmek, kurban etmek zorundayız?

Dikkat ettiniz mi, hangi ülke ve din olduğu önemsiz, neden hep dini liderler, politika yaparlar, neden hep yanıbaşlarındaki güçlünün her zulmüne susarken, ’öteki’ düşmana karşı aslan kaplan gücünde olurlar?

Madem şehit olmak, ölmek o kadar değerli birşey,  neden yönetenlerin, dini liderlerin çoğunluğu doğal yollardan ölür?

Yahu madem kaderimde ölmek var, madem Hakk karar verecek öleceğime, sen neden ölümün peşinden koşturuyorsun beni? Bırak beni Hakk’la!. O karar versin ne zaman ölüme koşacağıma!.

Ölmeyi kutsayanlara ’hadi o zaman göster, kendini balkondan at’ diye sormayın.

Çünkü bu onların sözlüğü ile konuşmak olur. Onlara Sorun: ’Ölmeden, özgür yaşayabileceğim bir dünya için ne yapıyorsun? Ölmeden, öldürmeden, ölmemi istemeden, öteki dünyayı katmadan. Kaç saat bu dünyayı daha yaşanılır kılmak için uğraşıyorsun?’

Ölmen için savaş  çığırtkanlığı yapanlara, savaş çıkaranlara ’önce oğlun gitsin, sen gitsin’ demeyin. Çünkü bu onların sözlüğünün esiri olmak olur.

’Bana daha güzel bir dünyada, benim yaşamam için ne öneriyorsun? Ölmeden de, öldürmeden de, bahsettiğin meseleyi çözmenin hangi yollarını denedin de, sıra senin ölümü kutsamana ve benim ölmeme geldi.’ Diye sorun, haykırın, bağırın!

Sonra kendinize şunu defalarca deyin: Hiç birşey ama hiç birşey yaşayarak, yaşatarak verilen mücadeleden daha yüce bir mücadele şekli değildir.

 

 

Post Navigation