Amerikada olduğumu  dünkü yazımda yazmıştım. Burada protestoculara olan saldırının nasıl yansıdığını medyadan gördüğüm kadar ile anlatmıştım. Otel odamda biraz mola verip, Bill Mayer’in programını izledikten sonra bu ülkenin nasıl da her fikri tartışmaya açık olduğunu görünce şaşırmadım desem yalan olur

Bill Mayer isimli komedyan, şu anda  ABD Başkanı olan Trump’ın patronunun Rusya olduğunu ve Rusyadan direktif almak üzere Rus dış işleri bakanı ile görüştüğünü komedisinin bir parçası yapacak kadar ülkesindeki özgürlükten emin. Biliyor ki, o böyle gırgır geçtiği veya Trump’u eleştirdiği için ona hain denilmeyecek, ona politikacılar tarafından saldırı gerçekleştirilmeyecek, işinden atılmayacak, işinden olmayacak.

Program boyunca Trump’a demediğini bırakmadı, hatta Trump’un görevden alınması gerektiğini söyledi ve Noel’e kadar görevden alınacağına dair, Trump politik tanışmanlarından biri ile 100 Rublesine bahse girdi.

Bill Mayer bunu senelerdir yapıyor. Senelerdir programı en çok izlenen programlardan. Senelerdir Amerikan yasasının birinci maddesinin koruması altında olduğu için rahatlıkla ülkenin başkanı dahil, herkese demediğini bırakmıyor. Ve esasında ülkesinde dokunulmaz kimse olmadığı için de, yapabildiği kadar eleştiriyi, espiriyi, şamatayı yapıyor. Onun yaptığını Türkiyede yapabileceğini düşünemiyor dahi insan. Daha yeni bir program sunucusu, Erdoğan’ın Trump ile görüşmesi toplam 23 dakika dediği için görevinden oldu.

Bill Mayer’in programında üniversitede psikoloji profesörü olan kişi şuna benzer laflar etti: Trump Amerikan beyazlarının kötülüğünün iktidar olmuş halidir. Takip edin işinden atılan bir akademisyen olacak mı, olmayacak mı?

Mesele sadece yasaların uygun olması değil, ancak bu insanlar onlara dava açılamayacağını dahi biliyorlar!. Düşünebiliyor musunuz? Dava açılıp suçsuz bulunmaları değil mesele, mesele vakitlerini o saçma mahkemelere ayırmak zorunda olmalaları!.

Türkiyede ise olan ne? İktidar partisini veya İktidar Partisinin Liderini eleştiren herkes, hangi seviyede eleştirilse eleştirilsin, terör örgütü elemanı olmakla suçlanıyorlar. Mesleklerini kaybettikleri için açlık orucu tutanlar Nuriye Gülmen Ve Semih Özakçai yasadışı DHKPC üyesi ilan edip, evlerine dalıp, hapse atmadılar mı? Veli Saçılık’ın anasını kolundan tutup yerlerde sürüklemediler mi? Sosyal Mediyaya bakıyorum, saldıran saldırana, ne iş becerileri, ne akademisyenlikleri kaldı, ne de üye olmadıkları örgüt!. Ha bi de ‘anasını eyleme neden götürmüş’ diye laf eden edene!. Yahu hani cennet anaların ayağının altında idi? Kadını ayaklar altına aldılar ve sizin tek lafınız bu mu? Bu zulum değil mi?

Bir de dünyadan habersiz cahillerin ‘Sizin başkanınıza bilmem ne yapılsa idi izin verir miydiniz’ gibi cehalet dolu karşılaştırmalı soruları da var ya, deli oluyor insan. Aynı insanlar, tecavüzün suç olduğunu ‘bacısına, anasına, karısına’ yapılmasını istemediği için kabul edebilenler olduğu ve başka bir anlatım şekli bulamadığı  için şaşırmamak lazım ama, neyse.

Amerikada tonla sorun var mı? Var! Ancak o sorunları dile getirme, protesto etme hakkı her zaman var.

Türkiyeye çok ciddi demokrasi eğitimi lazım. Tüm evlerden, anaokullarından işyerlerine kadar. Sadece köşe bucakta değil, her ufak atolyede ve her büyük firmada, mavi yakalı ve beyaz yakalı,  hademesinden genel müdürüne herkese bu eğitim sağlanmalı. Çünkü bu özgürlüğe düşman kafa ile büyüyen jenenarasyon büyük facilara gebe bir ülke yaratabilir.

Lakin demokrasiyi çoğunluğun istediği zulmü yapma hakkı olarak görüp, futbol taraftarlığı gibi algılayan çok insan var. Veya kendisinin tarihin doğru, ilerici tarafında olduğunu iddia edip azınlık olsa da, gerici olduğunu iddia ettiği grubu ezme hakkını kendilerinde görenler var. Başkalarının doğuştan olması gereken hakları sanki bahşediyormuş gibi davrananlar var.

Demokrasi bir TV programı yapıp, devlet başkanının rusların müdahelesi ile seçildiğini ve onlardan direktif alabileceğini gırgır şamata diyebilme ve bunu dediği için maddi ve manevi bir zulme maruz kalmama özgürlüğüdür.

Post Navigation