Stockholmde  Aşk Manifestosu: Ayrıştırıcı Saldırı Nasıl Birleştirici Hale Getirilir

Stockholm’ün en işlek caddelerinden biri olan Kraliçe Caddesindeki saldırıyı duydunuz. İsveç ve özellikle Stockholm halkı şokta idi. Üniversitede çalışıyor iken bir anda bizim IT servisinden gelen mail ile olaydan haberdar oldum ancak olayın boyutunu, o anki yoğunluk ve yorgunluktan olsa gerek tam fark edemedim. Hemen, henüz öğlen yemek yediğim arkadaşımı ve o saldırıya yakın yerde işyeri olan tanıdıklarımı aradım, elbette sonra da, dünyanın çeşitli yerlerinden durumumu soranlarla konuşmak ile geçti vakit. Ben tam öğrencilerimle konferans görüşmesi yapıp onların tezleri ile ilgili konuşacakken, eve nasıl gideceğini ve anaokulundan çocuğunu nasıl alacağını bilemeyen arkadaşım gelince, tüm ulaşımın felç olduğunu ve toplu taşıma araçlarının iptal olduğunu ancak o zaman anlayabildim Arkadaşa, onu evine yetiştirebileceğimi belirttim ve öğrencilerimle toplantımı kısa tutma sözü verdim. Kocası da şehirde takılı kalınca, kocasının üniversiteye gelmesi için bekleyip park yerine doğru yürüdük. O an aklıma gelen fikirle, pek aktif olmadığım twitterda sokak hadını hashtag / etiket olarak kullanarak belki ulaşım için birilerine yardımcı olabileceğimi düşündüm.
Yolda binlerce insanın yürüyerek gideceği yere ulaşmaya çalıştığını görünce, hazır altımda araç var iken, bir işe yarayabilirim diye düşündüm. Çifti çocuklarına ulaştırdıktan sonra bulunduğum yerin adını verip, üniversite tarafına dönmek isteyenlere yardımcı olabileceğime dair gene twitterdan aynı metodla mesaj yazdım ve kısa bir süre bekledim. Dönüşte trafiğin sıkışıklığını görünce, daha yakın olan evime gidip, zaten ana yola yakın evimde  insanlara yardımcı olabileceğimi düşündüm. Birşeyler yapmak istiyordum ancak ‘nerede nasıl yardımcı olunabilir’i düşünmek ve yardım edebileceklerime nasıl ulaşabileceğimi bilmemek de yoruyordu. O ana kadar, #openstockholm etiketinden haberim yoktu. #drottningatan  (saldırının olduğu caddenin adı) etiketi ile olayları takip etmeye çalışırken, #openstockholm etiketinden de haberdar oldum ve orada binlerce Stockholmlünün, evlerini, işyerlerini, arabalarını insanlara sunduğunu ve yardıma hazır olduklarını gördüm. O an içimi bir mutluluk kapladı, çünkü saldırının tahmin edebildiğim failinin geçmişi yüzünden diğer ülkelerdeki ırkçı sarmala girilmesi riski, zaten buradaki yabancıların hayatı zorlaşmışken, durumu daha kötü hale getirecekti. Neyse, orada elimden geldiğince yol şaşıranlara yardımcı olup, trafiğin sıkışık olmadığı noktalara insanları ulaştırmak için uğraştığım kısımların detaylarını atlayarak esas konuya geçeceğim:

ref: http://www.metro.se/artikel/jenny-22-startade-openstockholm-vi-m%C3%A5ste-forts%C3%A4tta-mobilisera

Stockholmlüler, diğer ülkelerdeki gibi ‘teröre hayır’ diyerek ırkçı söylemlere girmek yerine (elbette bir kısım azınlık bunu yaptı ama), başta başbakandan başlayarak, makul partilerin muhafelefet partilerine kadar, bu saldırının İsveç’te saldırganların istediği etkiyi yaratmaması için, ülkenin psikolojik olarak bölünmemesi ve olayların cadı avına dönmemesi için çok dirayetli bir duruş geliştirdiler. Saldıranın geçmişi, dili, dininden ziyade, etkilenelere nasıl yardımcı olunabileceğine  odaklandılar ve en ilginci, görünüşünden göçmen bir ailenin yerli kızı olduğunu tahmin ettiğim Jenny Nguyen’nin başlattığı twitterdaki bu etiketlemeye binlerin desteklemesi oldu. Siviller, polislere, acil servis görevlilerine, çiçek götürerek, sarılarak halkın güvenliğini sağladıkları ve destek oldukları için minnetlerini gösterdiler.

Elbette ufak bir grup ilk tepkiyi İslama ve göçmenlere yöneltmeye çalıştı ancak, genel olarak halk bu terör saldırısından bileğinin hakkı ile çok güzel bir şekilde çıktı ve bu nedenle buradan öğrenilecek çok dersler var:

1.İktidar partileri, ‘teröre lanet’ veya ‘milli birlik ve beraberlik’ miting düzenliyoruz diyerek, sözde teröre karşı birleşme maskesi altında, ayrımcılığı körükleyerek oy devşirmeye çalışalabilirlerdi. Yapmadılar!.

2.Muhalefet liderleri, geçen sene gelen göçmenlerden dem vurarak oy devşirmeye çalışabilirlerdi. Bunu da yapmadılar. Hatta Sol Parti lideri, buraya göç edenler, işte bu tarz saldırılar sürekli olduğu için kaçıyorlar dahi dedi.

3. İsveç halkı,’hazır bu saldırıyı  bir göçmen yaptı, hadi vuralım abalıya’ diyerek kullanabilirdi, ‘Avrupada en çok göçmen neden biz alıyoruz’ kısmına dalabilirlerdi, bunu da yapmadılar.

4.Halk, bu olayı, devlet kurumları olayla ilgilenirken, ‘devlet nerede’ diye suçlu aramak yerine birbirlerine kalplerini açtılar. Ayrıştırıcı değil birleştirici oldular. Olaydan sonra yapılması gereken acil konulara odaklandılar.

5.Bahsettğim bu yardımlaşma ile yetinmeyerek, bir sonraki adım ile de tüm dünyaya çok güzel, ikinci ve bence çok anlamlı bir ders daha verdiler. Teröre karşı birlik eylemi yapıyoruz yerine, Aşk Manifestosu ilanı için İsveçin Taksim Meydanını ve etrafındaki caddeleri, İsveç tarihin en büyük kalabalıklarını toplayacak şekilde, yaraları sarmak, birbirlerine yakınlaşmak için kullandılar. Bazı insanlar, #freehug yani ücretsiz sarılma etiketi ve notları ile dolaşarak tanımadıkları insanlara sarıldılar. Birbirleirne daha yakınlaştılar, birlik, beraberlik ve aşk şarkıları söylediler, ölenler için saygı duruşunda bulundular, kimiler dua etti, kimileri olayın olduğu mekanı çiçeklerle,donattılar. Polisler kendilerine verilen çiçekleri koyacak yer bulamadılar ve araçlarının etrafı çiçeklerle doldu. İsveçliler, saldırının hedeflediği toplumsal ayrımcılığın ve internet trollerinin saldırısını, birleştirici, yardımsever tavırları ile püskürterek, tüm dünyaya eşit, demokratik, çoğulcu bir toplum nasıl olunur, bu tür saldırılardan sonra insanları marjinalleştirmeden, dışlamadan nasıl da insani bir tepki gösterilir gösterdiler. Twitter’da #stockholmattack yerine #openstockholm etiketinin en yoğun etiket olmasını sağlayarak insanlığa bir ışık tuttular.
Kendi adıma, bir Stockholmlü olarak, yaşadığım şehirden, bir İsveçli olarak yaşadığım ülkeden daha çok onur duydum. Irkçı partinin yükselişi ile kaygılandığım ülkemde, umutlarım tekrar kabardı.

Bir ufak not: Twitterdan beni Alman televizyonu bulup benle bu olay üzerine röportaj yaptı
http://www1.wdr.de/mediathek/video/sendungen/aktuelle-stunde/video-aktuelle-stunde-1646.html tan 8 Nisandaki videoda 3:55 te bu yardımlaşma olayını yardım eden binler adına anlatma fırsatı buldum.

Post Navigation