Meğer Türkiye sanat camiasında kıyamet kopmuş da, herkes Mahsuna yükleniyor. Suçlamalar sınırsız, Fethullah Gülen’i meşrulaştırmaktan tutun da, terör yandaşı olmaya, İslam dini ile dalga geçmekten, Osmanlıya hakaret etmeye kadar gırla suçlama. Bunun yanında Nihat Doğan Mahsun Kırmızıgulün diksiyonundan cümle kurmasına kadar tonla beceriksizliği olduğunu ve prompterdan okuduğunu anlatıyor.

Dışarıdan bakan biri olarak bazı tespitlerde bulunalım:

Mahsun’un ekrana bakıp okuması hata değil, doğru olandır. Sonuçta hata yapmadan mesajınızı iletmek için özel video çekiyorsunuz. Bir tartışma programında laylaylom konuşmaya benzemez bu.

İkincisi aksan meselesi. Türkiyede bir İstanbul Türkçesi fetişizmi var!. Sanki herkes televizyon sonucusu gibi konuşmalıymış gibi bir hataya düşülüyor ve bu aksan meselesi ırkçı bir seviyede kullanılmaya başlanıyor. Öncelikle dünyanın her ülkesinde aksan vardır, bu aksanlar o ülkenin rengidir, dile ve ülkeye renk katar. Amerikada tonla farklı aksan vardır, bu aksanı sonradan gelen göçmen Meksikalı, Hintili aksanı falan zannetmeyin. Bir bakın mesela orada doğmuş büyümüş Donalt Trump ile Bernie Sanders’in aksanları farklıdır. Burada önemli olan insanların birbirini anlayıp anlamamasıdır. Yoksa aksan farklılığına takılmak aptallıktır!

Filmin içeriğine gelince, Snowden filmini izlediğimde aklımda geçen birşeydi. Amerikanın önemli yönetmenlerinden biri olan Oliver Stone kalkıp ülkenin gizli bilgileri ile Rusyada saklanan Edward Snowden’in hayatını konu alan bir film yapıp, onu anlatatı, derdi onu karalamak olmayan bir film yaptı.

Farazi bir düşünün, Türkiyede önemli bir yönetmen, Fethullah Gülen’in hayatını konu alan bir filmi, hükümetten yana davranmadan yapıp yayınlayabilir mi? Başına neler gelir?

Düşünün devletin insan hakları ihlallerini konu alan tonla film yapılıyor ABDde, Trump’a karşı eylemler düzenleniyor heryerde. Eylem düzenleyenlere Trump karşıtı diyen var ancak vatan haini diyen var mı?

Hristiyan Avrupada kendi dinleri ile dalga geçen tonlarca film görebilirsiniz. Adam Sandler, bir yahudi olarak, Filistin ve İsrail sorununu tiye alan ‘Don’t Mess with Zohan’ isimli öyle bir film yaptı ki, şaşarsınız izlerken!. Ne yani ‘bizim hayati meselemizi basite indirgeyip pornografik film çekiyorsun, hainsin’ diyen çıktı mı? Film kariyeri bitti mi?

Yahu, Spartacus, Tudors tarzında film olsaydı Türkiyede demek ki, atalarımızı vahşi gösteriyorsun diyerek saldıracaktınız.

City of Vice  filminde orospular, pezevenkler, kumarbazlarla dolu 18 yy Londrası anlatılıyor yahu! İstanbul kötüleniyor diye karşı mı çıkacaksınız?

Ülkenin sanatı, farklı açıdan, pencereden, politik duruştan insanların özgürce üretmeleri ile gelişir. Tek sesli, tek taraflı kaynaklarla beslenen hiçbir ülke gelişemez. Filmi beğenmediniz mi? Gitmeyin! Olmadı daha iyisini yapın! Filmin bakış acısı sizin sevmediğiniz açıdan da olabilir, sanat zaten bunun için vardır. Hükümetlerin politikalarını desteklemek için değil.

Nihat Doğan mesela, aynı noktadan başladı ve enimim ki isterse bütçe falan da bulur. Kendisi madem beğenmiyor daha iyisini yapsa ya! Halkın izleyeceği bir film yapsa ya!

Nihat Doğan Ahmet Kaya meselesinde yükleniyor da yükleniyor. Tabi küfe başkasının sırtında olunca, yük hakkında konuşmak kolay. Mahsun’a ben de kırgınım biraz, ancak bunu eleştiren Nihat Doğan, futbolla ilgilendiği için diyorum, bariz şekilde harcanan, ayrımcılığa maruz kalan, cezalandırılan Amedspora için kaç laf etmiştir?

Mahsun Kırmızıgül’ün filmini henüz izleme şansım olmadı ancak bırakın eğer dalga geçiyorsa, istediği ile dalga geçsin! Bırakın kötüleme varsa, istediği gibi kötülesin. Yok sizi alındıran birşey varsa, azıcık da şunu deyin: ‘Bu bir film yahu’

Mahsuna tavsiyelerim: Bence sanatını açıklamaya ve savunmaya geçmesin. Ürününü çıkarsın, dünya standardlarında dünyaya hitap edebilecek eserle yapmaya çalışsın. Sokak kavgalarına ve tartışmalarına, ağız dalaşlarına girerse kaybeder. Filmini yapsın, gerisini halka ve tarihe bırakıp bir sonraki projeye baksın.

Yılmaz Güney’e yapılan hakaretler ortada.  Mahsunun derdi film dünyasında imza atmak, ve bence o yolda bayağı da yol kat etti.

 

Post Navigation