İrlandadayım. Nüfusu 6 milyon dahi olmayan İrlanda devleti var! Kendi diller, kendi futbol takımları, kendi başbakanları, meclisleri var. İlginç insanlar, Orta ve Kuzey Avrupanın Kürtleri diyebiliriz. Çok sıcakkanlı, konuşkan, aksanlı İngilizcesi olan ama İngilizceyi de çok iyi bilen, İngilizlerin soğukluğunun tersine insana yakın davranan insanlar. Bu ufak nüfuslu bol gelirli ülkede insan ülkesizliği düşünüyor! Sordum taksi şöförüne, sonuçta Birleşik Krallık altında idiler, ‘kendinizi hiç İngiliz hissettiniz’ mi diye! Kızıyor azıcık, ama kibarlığını da koruyarak, ‘Almanlar ve İngilizler ne kadar aynı ise biz de o kadar aynıyız İngilizlerle’!.  Halkı ile gurur duyan bu insanla konuşunca aklıma geldi birden …internetten tanıdığım  bir insan. Ama onun kendi halkı ve kültürü ile gurur duyması bağzı insanların hoşuna gitmemiş olsa ki,önce Radikal Kürtçü Gözaltına alındı dediler, sonra da Radikal Kürtçü tutuklandı dediler.
Biz onu Kürt edebiyatı, Kürt müziği ve Kürt tarihi üzerine yazıları ile tanıdık. Kürt hançerinden, yağmalanan Kürt müziğine, şiddete karşı, Kürdistandan yana bir düşünür. Türkçe şiir yazmayı, Roboskiden sonra bırakan, Roboskide hüngür hüngür ağlayan şair bir insan.
İstese kendi dil bilgi ve becerisini kullanarak bir Ahmed Arif olabilirdi, ‘bu yük hepimizin’ diyerek siyasete girdi. Biliyordu kitleleri ardında sürükleyemeyeceğini ama en azından bir başka tavır koymak istedi. Suya yazmak gibi gelse de çabaları, kimi zaman, balık bilmezse halık bilirdi. Özellikle son zamanlarda, eskiden belirttiklerini daha baskın belirtti. ‘En iyi Kürt yaşayan Kürttü, kimseye ve kendinize zarar verecek işlere girmeyin’ diyordu. Eğer fikir ve düşünce özgürlüğü var ise, hiçbir dayanak ile içerde olmaması gerekiyordu ama, içeride!. Ne diyordu Erdoğan, tarihin hiçbir döneminde bu kadar özgür bir dönemi olmamıştır Türkiyenin!. Evet, kesssin!.

Herkes gibi sosyal mecradan haberdar oldum kendisinden. Herkes gibi öyle tanıdım onu. Hakkında, ‘önüne gelen lafı ettiği’ için hapse girmediğinden dem vuran, esasında kendi politikalarından başı dönmüş kitleler, ona ‘hain, ajan, işbirlikçi’ diyordu. Düşünün, hapse atılmadığı için suçlanıyordu, hapse giren kendi dostlarının ardından kırgın, kızgın olanlar!. Hadi diyelim ajan olsun yahu! Oysa özgür Kürt, mahpus Kürten daha yeğ olmamalı mıydı? Sonunda ise ‘radikal Kürtçü’ denilerek önce göz altına alındı, avukatının ifadesine göre göz altında işkence gördü ve sonrasında da tutuklandı. Ne kadarı doğru, ne kadarı yalan bilmediğim, onun twitter hesabında şu anda olmayan, en az 2,3 senelik eski bir twiti kullanılarak basına bayram gibi sunuldu yakalanması.Aynı yazı ve aynı resim ve aynı başlıkla sevindi ulusalcı internet medyası! Oysa daha birkaç gün önce, canlı canlı şiddete karşı ama Kürdistandan yana olduğunu, internette yediği küfürler ve tehditlere rağmen,videodan anlatıyordu, kime gam?

Bence herşeyin radikali kötüdür. Mesela radikal sosyalist, radikal dinci, radikal kapitalist olursanız gözünüz kördür de diyebiliriz. Çünkü siyasi/dini görüşün radikali, bazı şeyleri görmeyebilir, hoyrattır, köşegendir ama bu tanımlamaları anlarım, anlamdırabilirim.
Sahi, Kürt olmanın radikali nasıl birşey? Böyle birşey olur mu? Madem Kürtlüğün radikalliği sorun, Türklüğün, Araplığın, Almanlığın, Amerikalılığın radikalliği sorun mudur Türkiyede? Hapse atılan, suçlanan radikal Kürt vardır da, radikal Arap, radikal Türk, radikal İngiliz, radikal Amerikan var mıdır mesela? Hadi mesele Kürtlük olmasın, sanki açık çay/koyu çay gibi Kürtlüğün ‘derecesi’ olsun, Ahmet Türk dedemiz hapise alındı, onun radikalliği nedir? Demirtaş Türkiyeci ve Türkiyeliliği savunan bir Kürt idi, onun seyrekleşmesi, rengini açması yeterli olmadığı için mi hapse atıldı? Nedir bu radikalliğin ölçüsü, keyfinizin kahyasının dışında? Nasıl bir ırkçı kahvehanedir bu, insanın etnisitesinin derecesini ölçüyor!. Belki de Türkiyede Kürtlük Derecelendirme Kuruluşu vardır. Hal ve hareketlerimize göre puanlarımızı arttırıp indiriyorlar.Mesela İbrahim Tatlıses acaba kaç puan inmiştir, Evet dedikten sonra?

Burada tek konum İbrahim Halil Baran da değil. Artık yayık ayran, sarmısaklı cacık, bozuk plak misali, her 10,15 senede maruz kaldığımız şiddet ve hapisler. Leyla Zana içeri atıldı, hataydı, dinlemediler, canları isteyince dışarı çıkardılar! Yalancı bir bahar yaşadık bir süre. Şimdi Demirtaş içeride, bir süre sonra çıkaracaklar, yalancı bahar gelecek yine, gene  onu olmazsa bir başkasını içeri atacaklar! Nasıl bir devletse, bıkmıyor hapse atmaktan!.

Daha kızı birkaç aylık iken, babası hapse atıldı. Babası hırsız olduğu için hapiste değil, bölücü Kürt olduğu için de hapiste değil! (Radikal!?) Kürt olduğu için hapiste! Onun bir lafı vardır hep internette paylaştığı, ‘başımıza gelenlerin hepsi devletsizlikten’ diye!. Kürtlüğünden, kısaca varlığından dolayı içeri atılan onca insan olduğuna göre, sahi, yalan mı?

Post Navigation