Dünyanın en güçlü lideri kimdir diye sorarsanız, cevap bellidir: Donald Trump. Bir kaç gün önce Irak, Suriye, Somali, Iran, Sudan, Libya, Somali ve Yemen den gelenleri 90 gün boyunca, yeterli düzenlemeler yapılıncaya kadar ülkeye sokmama kuralını getirdi. Gerekçe ise basitti: Teröristleri durdurmanın en etkili yolu bu. Ortada bu gerekçe ile susmak kadar komforlu birşey olamazdı Amerikalılar için. ISIS, 9/11, Fox Haberin başını aldığı medya ağının pompaladığı nefret ve korku yeterli idi.

Aynı gün, insanlar, twitterdan, sosyal medyadan örgütlenip en yakınlarındaki havaalanlarına koştular. Hayır koşanlar müslümanlar veya bu yasak ilan edilen ülkelerin Amerikadaki vatandaşları değildi. Koşanlar Amerikalı beyazlar, sarışınlar, esmerler, latinler, siyahlar, hiristiyanlar.

O da yetmedi, Washington Valisi bir açıklama yaptı. Bu yasağı koyanların iki kişilik cenaze arabası servisini yönetecek kapasitede olmadığını, böyle yasağın Amerikan değerlerine uygun olmadığını, benzer olayın 1942 de korku bahanesi ile Amerikadaki Japonların Japonya ile savaştan dolayı kamplara alındığı zamanda olduğunu anlattı. Ve dedi ki: Bu nasıl bir vicdandır ki, daha 2 saat önce tanıştım, eşi burada olan amerikan vatandaşının Viyanadan legal olarak çıkmasına rağmen,  Amerikaya indikten sonra az ilerideki eşine sarılmasına engel oluryoruz, dedi. Böyle bir yasağı getirerek ülkemizde yarattıkları kaosun farkında değiller mi, korkularımızın bizi amerikan değerlerin dışına çıkarmasına izin veremeyiz dedi.

İnsanlar çoğunluğu  Yahudi olan 900 küsür yolculu geminin geri eçvrilmesi sonucu, Naziler tarafından katledilen Yahudileir örnek gösterdiler: Adım Jachim Hirsh, ABD benim sınırdan girişme 1939da izin vermedi. Auschwitz [kampı]nda katledildim.

Düşünün ülkenin en büyük havaalanları,halkın protestosundan dolayı işlemez duruma geldi. Twitter da #muslimban etiketile ile yüzbinler tepkilerini ortaya koydular. ‘Bu yasak müslümanlara değil, teröristlere karşı alınmış önlemdir’ dese de yönetim, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar bu yasadan en çok etkilenler müslümanlar diye, müslümalara sahip çıktılar.

Protestocular Amerikan bayrağı ile Chicago’s O’Hare havalaanı Fotoğraf: JOSHUA LOTT/AFP

İş dünyası da Netflix CEO’su Reed Hastings ve  Twitter CEO su Jack Dorsey açık tepkilerini ortyaa koydular. Hem ekonomiyi hem çalışanlarını etkileyen, insancıl etkileri gerçek ve çok acı dediler. Apple Ceo’su çalışanlarına gönderdiği notta, Trump’un bu yasağını desteklemediğini belirtti.

— jack (@jack) January 28, 2017

Amerikalılar, internette bu yasalara karşı göçmenlere destek olmak için açılan para toplama kampanyasına destek oldular ve birçak gün içnde 100.000 dolar toplandı ve toplanmaya devam ediyor. Bağış yapanların bazıları, ilginç isimler de kullanarak olayı tiye aldılar. Bağışçı isimlerinde Trump ailesini ve Kaptan Amerikayı görmek mümkün, mesela:).

Amerikan Sivil Haklar sendikası (UCLA) olayı mahkemeye taşıdı ve federal mahkeme Trump’un getirdiği genelgenin yürütülmesini durdurdu. Yani Trump, seçildikten bir hafta geçmeden imzaladığı kararnamenin durdurulmasına şahit oldu.

Dikkat edin, protesto edenlere polisin saldırdığına dair bir haber duymadık henüz.

Düşünün dünyanın en büyük liderinin aldığı kararı, hiçbir kariyer, gelecek korkusu olmadan; ajan, hain damgası yemeyeceğinden emin olarak iş adamları, medya çalışanlar, sanat dünyası ve yasal olarak da bir mahkeme reddedebiliyor. Yani, tek bir adamın, oy aldığı kitleyi arkasına alarak herşeye karar vermesine izin vermiyorlar.

Belki de bu yüzden, Amerikalılar kendi ülkelerine Özgürlükler Ülkesi demeye devam edebiliyorlar.

Post Navigation