Avrupada savaş bölgelerinden kaçmış çok insanla tanıştım. Her gün bombalarla, cenazelerle yaşamaya alışmışlar senelerce. Şehrin merkezinde bomba patladığında artık eğlenceler, düğünler iptal edilmez olmuş. Bir şekilde hayat devam etmeli değil mi? Bunun evlenmek isteyeni var, çocuk yapmak isteyeni var, hastası var, sınava gireni var, var da var.

Burada esas sorun bombalar, iktidar falan değil. Ruhumuzu çürüten bir kısır döngüye girmiş olmamız. Kendi kanını eme eme kendini öldüren bir vampir gibi. Kan emdikçe daha çok emesi gelen, ama emdikçe de kendi yaşam sıvısını azaltan ve ölüme yaklaşan.

Önce tek tek ölümlere alıştırdılar, sonra uzaktaki ölümlere alıştırdılar, bahane buldular, olumlattılar, onaylattılar. Şimdi yakınlardaki ölümlere alıştırıyorlar, bahane buluyorlar, olumlatıyorlar, onaylatıyorlar.

Artık bunların ötesinde birbirlerimizin ölümlerine sürüklüyorlar bizi, sevindirtiyorlar bizi. Başkasının cesedi etrafında sevinç çığlıkları atan akbabalar gibi olduk hepimiz.

Zaten ‘şehit, vatan, bağımsızlık mücadelesi, ezilen halklar’ deyip kendi ölümümüze de hazırladılar bizi.

Herkes bir başkasının ve başkasının çocuklarının kanı üzerinden alevi arttırdıkça arttırıyor.

Kim ötekini ne kadar dibe çekerse o kadar yukarıda olacağını zannediyor bu bataklıkta.

Birbirlerini ölü görmekten keyif alan bir toplum, ruhsal sağlığına nasıl kavuşasacak bu faşizan havada?

Kaç psikolog, kaç psikiyatrist yeter ki bunca ruhsal bozukluğu tedavi etmeye, kaç zaman gerek hesaplamak mümkün mü?

Kan döktükçe, döküldükçe daha çok kan diyen caniler sinema sahnesinden seslenmiyorlar bize, aramızdalar. Bu caniler, hem kendilerinde hem de toplumda yarattıkları tahribatla yaşamayacaklar mı? Başka başka yerlerde de caniliklerine devam etmeyecekler mi?

Akp gider bir başkası gelir, Erdoğan gider başkası gelir ama bu ruhsal çöküşü, bu yamyamlığı, bu vahşiliği yüceltmeyi bu ülkeden almak kolay mı olacak?

İnsanlığını ve ruhunu yitirmiş bir toplum, ‘tek vatan, tek millet, tek devlet’ de da olsa, manaen yaşıyor mu olacak?

Esas Tehlike bu, farkında mısınız?

 

 

 

Post Navigation