Bu yazıyı Beyaz’in  çok basit ve özet bir şekilde  sesi titreyerek ‘çocuklar ölüyor’  diyen bir kadına karşı gayet normal ve davranması gerektiği gibi davranıp sonradan çılgına dönen internet ortamının ve medyanın etkisi ile KanalDnin utanç dolu tavrından, bununla da yetmeyip Beyaz’ın da  Küçük Emrah gibi boynunu büküp televizyona çıkıp özür dilemesinden bahsetmek için yazmıyorum. Beyazıt Öztürk, Serdar Ortaç nasıl pişman olmuşsa, bir 5-10 sene sonra bu yaptığından dolayı, vicdanı varsa, zaten özür dileyecek ve zaten pişman olacak. Hiçkimse ondan bir Yılmaz Güney olmasını beklemiyordu ama bu dönemin belgeseli yapıldığında, esasında hiç de herhangi bir gruba ait olmadan,  ne devletin şiddetinden ne de herhangi bir örgütten yana olmadan, sadece ve sadece ‘çocuklar ölmesin’ diyerek tarafını çocuklardan yana koymadığı haber programı ve kendi programını sansürleyen kanalı onun utanç hanesine yazılacak. ‘Bilmiyordum, ben sadece eğlendiririm, beni siyasete malzeme yapmasınlar’ diyerek de sıyrılamayacak, ondan yana bir şüphem yok. Burada esas değinmek istediğim şu: Beyazın özür dilediği sırada, programın kurgusu hakkında verdiği bilgi: insanların soracağı sorulardan, arayan kişinin kimlik bilgilerine kadar tüm bilgilerin alındığını söylemesi. Eğlence  program yapımcılarının, uzun bir süre ciddi ciddi, hiç de pozitif ayrımcılık niyeti ile değil, cinsel ayrımcılık yaparak, ve kimi ‘başka’ kaygılarla, erkek izleyicileri programa bağlamadıklarını biliyoruz ancak programların nasıl da  ‘hijyenik’ yapıldığını hepimiz programın sahibinin ağzından dinledik.

Televizyondaki reality şov veya eğlence programlarındaki birçok ‘yarışmacı’nın esasında oyuncu ve manken olduğuna dair birçok kanıt bulabilirsiniz. En yakın arkadaşının eşini alandan, annesinin tacizinden kaçan kıza kadar en aykırı olaylar sanki çok sıradanlarmış gibi medyada gösteriliyor. Bunlar gerçek hayatta olmuyor demiyorum ancak sırf rating uğruna sıradan insanların hayatlarına girip onları kızıştırıp birbirine düşürmekten tutun da, gerçek insanların arasına rol yapanları yerleştirmeye kadar  yöntemler kullanıldığını, sıradan insanların hayatının program için yerle bir edildiğini az veya çok biliyoruz. Beyazın açıklaması bizi bir nokta daha ileriye getirdi. Oraya ‘canlı ve doğal ‘ yayın diye bağlanan kişilerin soracakları sorulara kadar herşey önceden netleştiriliyormuş. Dolayısı ile bunca sene bizim ‘doğal’ sandığımız tüm tavırlar, hareketler, sorular esasında önceden kurgulanıyormış.

Düşünün, tek bir kere ama bir kere bir kadın ‘çocuklar ölüyor’ dediğinde, Beyaz bir anda, güya kopmuş olanlardan, anlayamamış kadının ‘niyetini’. Kendi tabiri ile ilk defa başına böyle birşey gelmiş. Yani ilk defa ezberinin, hazırlığının dışında birşeye maruz kalmış.

Bu kadar kurgulanmış ve bu kadar hijyenik olması bir tv programı için normal olabilir, normal olmayan, bu programların bu kadar kurgulandığının izleyicilere bildirilmemiş olması ve izleyicilerin sahnedeki ‘canlı ve doğal’ gösterinin esasında baştan sonra samimiyetsiz, plastik program olduğunu bilmemesi. Bu kadar kurgu izletilen, yalan tarih öğretilen, devletin yalanlarını kendi görüşüymüş gibi papağan gibi tekrarlayan, hiç analiz etmeyen, hiç sorgulamayan bir neslin demokrasi isteyeceğine inanabilir miyiz?

Beyazın programının despotik sistemin devamına yarar tavır almasının esasında Beyazın ve programının, Beyazın kendi ‘beni siyasete malzeme yapmayın’ talebinin aksine, zaten de politikanın malzemesi ve hatta despot sistemin sadece tutsağı değil ve hatta uşağı olduğunu  göstermez mi?

Hadi, Beyaz ve izleyicileri, öldürülen çocukların  ve insanların haberi ile keyfinizi bozmayın, hijyenik ve gerçekten arındırılmış programlarınıza devam edin. Ne de olsa, Türkiye’de ne kadar umursamıyorsanız  o kadar varsınız ve o kadar yükselebilirsiniz. Yeni Türkiye’niz hepinize hayırlı olsun.

 

 

 

 

Post Navigation